BUKET ŞAHİN

Journey of Photo Documentary in Shaman Worlds

 

 

Buket's "F" Stop
NEW YORK / ISTANBUL

United States

Photodocumentary projects:

Memleketİmden İnsan manzaralarI

 

H a v v a Anan dünkü çocuk sayılır,

Ben Anadolu'yum  tanıyormusun?

Ahmed Arif

 

Saving Hasankeyf

...

Our Thracien Romans & SAVING Sulukule

 

...

 

 

 

 


My City ISTANBUL: City of Dreams: pls click for more Istanbul photos

(HALİÇ - Golden Horn at sunset, taken from Mikla)

My Village Arnavutkoy: Village of Fish, Seagulls & Cats

My diving paradise: Bodrum...Bodrum: A sailboat town on aegean coast, birthplace of Herodotus..known for its blue voyages, Castle built by knights of Malta which is home for world's best underwater archeaology museum & annual wooden boat cup (Bodrum kalesi aciklarinda, arkada karaada, gun dogarken beyaz bir ruya gibi ciktilar karsima...)

My other hometown: Weehawken, view from my balcony on sunset boulevard

Kale, Ankara

 

Thracien Romans & SAVING Sulukule

Urgent Call needed!

Adı Gülseren. Yaşı 13. Selimiye'nin arka eteklerindeki Gogo mezarlığına yakın roman mahallesindenmiş.
"...akşam mahallemize gel güzel ablam şenlik var..."


ertesi sabah 5te gidebildim ancak tunca nehrine. yine oradaydı güzel gülseren beyaz gelinliğiyle.

 URGENT CALL FOR SAVING SULUKULE ROMANI COMMUNITY

 

One of the oldest Romani communities in the World, the Sulukule Romani population is being forced to leave their historical neighborhood.

The Sulukule neighborhood, situated in the Historic Peninsula of Istanbul is being depopulated through a gentrification project implemented by the Metropolitan and Fatih municipalities of Istanbul. As it stands, the project, promoted as an "urban renewal" is in its last phase. In February 2008 the demolishing of the houses will be started.

Despite the efforts of the local people, of the Sulukule Association for the Enrichment of Roma Culture and for Solidarity,  of the academicians from several universities, and of the NGO’s, the project is developed by local authority under non-transparent conditions, without consulting the community and without considering their demands, needs and feedback.

The alleged "urban renewal project" is a reconstruction plan which involves the complete demolition of the current neighbourhood, home to more than 3000 Roma, and its replacement with housing which is unaffordable for most of the original inhabitants. The Roma will be forcibly moved from their 1000 year-old historical neighborhood to an area 40km  outside the city. Moreover, as the municipality wants them to pay for the public housing they will receive, this forcible move is accompanied by a debt obligation that they will not be able to meet.

Because it will evict the Roma of their home, annihilate and assimilate the Roma culture in Istanbul, the project needs to be stopped...

The 1150 year-old home of the Roma

The Roma first came to Istanbul from India in the 11th century when the city was still the capital of the Byzantine Empire. And they spread around the World from here. Following the conquest of the city by the Ottomans in 1453 and with the permıssıon of Sultan Mehmed the Conqueror, they were settled near the city walls in the Sulukule as well as in the nearby Ayvansaray neighborhoods. For hundreds of years, Sulukule acted as a pilgrimage location for Roma from all over the world. It is one of the most important cultural centers of Roma music and dance as it continues to be a crucial worldwide resource for training musicians and dancers.


 

Your support is needed for the cessation of the "urban renewal project"

Because;

The Sulukule urban renewal project is  a non-transparent non-participatory project.

It is against the clauses of the Convention for the Safeguarding of Intangible Cultural Heritage.

It is implemented in the buffer zone of the ancient land walls of Istanbul, which are on the World Heritage list. As such, it fails to abide by the principles of the Vienna Memorandum and the Convention regarding the Protection of the World Cultural and Natural Heritage.

 

Gaco'lar Sulukule der, romanlar ise sultan mahallesi! 1150 yıllık tarihinin son günlerini yaşıyor Sulukule!
Şubat da başlayacak yıkım için numaralanmış evler, sadaka demokrasisinin aldatmacasına kandırılmış insanlar, surların dibinde herşeyden habersiz bezlenmiş mavi boncuk kuzularıyla sokak oyunlarına devam eden çocuklar...
...



"...Evleri yıkılacak olan 3 bin 500 Roman, müzikleri, kahkahaları, düğünleri, göbek danslarıyla doldurdukları 1150 yıllık semtlerini terk etmek istemiyor, "zoraki göçe hayır" diyor.



Sulukule'nin kendilerine dedelerinden miras kaldığını anlatan Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Başkanı Şükrü Pündük , "Ninelerimizin, dedelerimizin evlerinin, mezarlarının bulunduğu bu semtten sürülüyoruz. Tarihimizden sürülüyoruz . Başka tarihimiz, gidecek yerimiz yok. Bizlerin oralarda yaşama imkânı yok. Bizler, müzisyen, at arabacısı, esnaf, seyyar satıcı, kâğıt toplayıcı, hurdacı, çalgıcı, dansöz ve çiçekçiyiz. Öncelikli olarak iş teminatı verilmeli. Buraların çöküntü haline gelmesi bizim değil, Fatih Belediyesi'nin ayıbıdır. Evlerimizi biz restore etmek istedik, izin verilmedi" diyor.


İstanbul'da elindeki hortumla gözaltındaki bir sanığı döverken kameraya yansıyan görüntüleriyle gündeme gelen "Hortum Süleyman" lakaplı Başkomiser Süleyman Ulusoy 'un Sulukule'deki eğlenceyi bitirdiğini dile getiren Pündük, o dönemdeki mağduriyetlerinin şimdi de Kentsel Dönüşüm Projesi ile sürdüğünü dile getirerek "Bizim fikrimiz hiç sorulmuyor. Sanki taşınacak olan bizler değiliz. 50 yıldır bize verilen sözler tutulsun artık" dedi.


Derneğin Yönetim Kurulu üyesi Erdoğan Dalkıran ise 45 yıllık Sulukuleli bir müzisyen. Evlerinin 2-3 katlı turistik evler haline getirileceği ve kendilerine teslim edileceği sözünün Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir tarafından verildiğini anlatan Dalkıran, şunları söyledi: " Evlerin ruhsatları için müracaat etmemizi söylediler. Biz de ruhsata tabi olduk. Evler restore edilecekken zenginlere peşkeş çekilmek için yıkıldı. Sulukule'nin bu hale gelmesine neden olan emniyet ve belediyedir. Ne zaman Fatih'e hacılar, hocalar gelmeye başladı o zaman Sulukule karanlığa gömüldü." (Cumhuriyet Gazetesinden alıntı)

Sulukule, Dec.18th, 2007

FIGHTING ILISU DAM:Saving HASANKEYF&TIGRIS VALLEY!

Urgent Call needed!

 

Hasankeyf'ten mektup var...

Geçen yıl 29 ağustos da 320 sadakat yolcusu 250 metrelik trenimizle cıktık yola...
tam 80 saat sürdü yolculuğumuz!
1 nolu vagonun 33 nolu yolcusuydum..

Hasankeyf te geçirdiğimiz 18 saatin sadece 2 saati gözlerimi kapadım suçluluk duygusuyla bir mağarada; mezopotamyanın efsane anka kuşunu ve mezoamerikanın efsane maya kuşu quetzal'i gördüm rüyamda..
o güzel insanlar o güzel kuşların kanatlarında dicle üzerinde uçuyorlardı...


Bizim toroslar, Varda köprüsü


...yol boyunca görkemli bozkırların, bolkar ve torosların arasından sadakate yolculuğumuz bir doğa ve kültür zaferi tadında geçti...

Ben, HASANKEYF...

...Nice moğol atları geçti topraklarımdan, nice çekiç sesleri duydum, 12bin yıldır mezopotamya da onlarca uygarlığa beşiklik yaptım, tüm dünya insanlığının köklerini taşıyan bir anıtkentim ben...

"...seyitler, şeyhler bile ilk defa ağızbirliği yapıp beraberce karşı çıktılar baraja..." diyordu bir hasankeyfli kulağıma..


Yollar taş kokuyor…
kayalara vurmuş sureti nice uygarlıkların...

hasankeyf’i yaşatma girişimi söyleşilerinde şu sorular geliyor:

“...neredeyse tüm kamuoyunun, etkilenen insanların, bilimsel araştırmaların reddettiği ilısu projesinde niye bu kadar ısrarlısınız? niye en az 9 bin yıllık dünyada benzeri olmayan hasankeyf’i ve yüzlerce arkeolojik sit alanını sulara gömüyor, bunun için yasaları bile çiğnemeyi göze alıyorsunuz? niye dicle vadisini sayısız olağanüstü varlık ve zenginlikleriyle boğarak bölgesel iklimimizi altüst ediyorsunuz? niye onbinlerce insanımızı verimli arazilerden zoraki göçe zorluyor ve yoksulluğa itiyorsunuz? niye su kalitesi çok düşük olacak bir baraj gölü sonucu sağlığımızı tehdit altına sokuyorsunuz?.." diye soruyorlar keyifsiz hasankeyf'liler.


Hukuk, bilim ve medyanın üstüne çıkan çıkar grupları. Dört emperyalist devlet, 12 AKP devleti şirketi, isimleri açıklanmayan ihalesiz bir konsorsiyum ortak güç'üne karşı bizlerden yana Kamuoyu, Hasankeyfliler, 12bin yıllık bir tarih ve sokaklarımız var...

her ne kadar hazin bir göç temizliği başladıysa da yalandolan istimlak bürolarının kandırmacalarına kandırtılarak...

"...Geçen yılki açılıştan bu yana bir çivi bile çakılmadı. Yapımcı şirket birkaç gün içinde inşaata başlanacak diyerek psikolojik savaş uyguluyor' diyor Hasankeyf Gönüllüleri Derneği Başkanı Arif Arslan.

Geçmişi inkar edebilirsiniz. Geçmişe karşı da çıkabilirsiniz. Ama geçmişi yok edemezsiniz. Çünkü ortak geçmiş, bizim de geçmişimizdir.

Hasankeyf'e Sadakat Gezisini 2.defa organize eden Atlas Derneği Genel Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek'in manifestosunda ne de güzel dile getirmiş..:

"...Geçmişi yok edersen, geleceksiz kalırsın. Hasankeyf'i ikiye bölen Dicle, bir doğa harikasıdır aynı zamanda. Sayısız kuş, hayvan ve bitkinin yaşam suyudur. Hasankeyf kayalıklarında üreyen alaca yalıçapkını, küçük kerkenez, tavşancıl, kızıl akbaba, boz kiraz kuşunun örneğin, yurdudur. Mutlaka yaşatılması gereken bir nehirdir.

Hasankeyf'i feda edersek eğer, Ilısu Barajı'nın yılda 3.8 milyar kilovat saat enerji üreteceği hesap ediliyor. Bu enerjiye bu ülkenin ihtiyacı var deniyor.
Bu ülkenin enerjiye ihtiyacı var. Hatta bu ülkenin en çok ihtiyacı olan şey, o enerjidir. Ama bu enerji barajın meydana getireceği elektrik enerjisi değildir, Hasankeyf'in enerjisidir.

Hasankeyf'i sular altına gömen bir ülkenin, şu kadar kilovat saat enerji için bunu yapan bir ülkenin, böyle bir ülkenin, geleceğini, elde edeceği elektrik aydınlatamaz.

Hasankeyf, Hesna de Kepha, Hısn Keyfâ, Cepha, Kastron Piskephas... Bu isimleri almış tarih boyunca. Biz de, Hasankeyf'i sonsuza kadar yok ediyoruz. Artık yeni bir isme gerek yok. Ne keyif ama!

Hasankeyf'in tarihinin Asur ve Urartu'ya kadar indiğini tahmin ediliyor. Daha kim bilir ne sırlar saklıyordur kalesi. Hasankeyf'in bugünkü adının kökeni Asurca ''kipani''den (kaya) geldiğini biliyoruz. Bu ad daha sonra `kaya kalesi' olarak Arapça söylenişiyle günümüze kadar gelmiş. Günümüze kadar.

Hısn Keyfâ melikesi kentini, fethe gelen Halid bin Velid'in eline hiç savaşmadan teslim etmiş, böylece kenti yıkımdan kurtarmıştı. İkinci Dünya Savaşı'nda sivillerin üzerlerine bombalar yağdıran ölüm makineleri bile, anıtsal yapıları ve kültürel kıymetleri yıkmamaya özen göstermişti.

En son 1260'daki Moğol istilası sırasında yakıp yıkılan kentti Hasankeyf, Osmanlılar zamanında da ticari bir kavşaktı, ama bir daha o eski ihtişamına kavuşamadı. Son darbeyi indirmek bize kaldı.
Roma'nın olmuş, Bizanslıların olmuştu, sonra Artuklu, Eyyübi ve Akkoyunlu sahip çıkmış, yaşatmış ve yüceltmişti. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti, Hasankeyf'i bitirecek mi? Türkiye Cumhuriyeti, kendi tarihini, kültürel tarihini, doğa tarihini, geriye doğru silerek mi yazıyor? Halfeti, Zeugma, Allonoi ve diğerleri...Hasankeyf'in kalesi bu kadar dirençsiz mi?

Bize, Hasankeyf'i korumak yok etmekten daha fazla enerji verir..."

Evet, suyun dönmesi lazım, durdurulması değil..
sadece 60 yıllık hayatı olacak bir baraj için tüm kutsal kitaplara, nice mitolojilere, efsanelere kaynak olan Dicle'mizi sularla boğuşturmayalım...boğdurtmayalım!"


Batan sadece Güneş olsun...
Hasankeyfimiz masalını yitiren DEV olmasın!!!

"

Ne güzel anlatıyor bir afrika atasözü:
...
Sular yükselince, balıklar karıncaları yer..
Sular çekilince de karıncalar balıkları...
Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir...
Çünkü kimin kimi yiyeceğine "SUYUN AKIŞI " karar verir
..."

hasankeyfesadakat" sitesine girip imza kampanyamıza katılın..
duyarlı dostlarınızla paylaşın.

...

FightING ILISU DAM  - SAVE HASANKEYF AND TIGRIS VALLEY

We are leading a struggle against the Ilisu dam and Hydro Powerplant Project planned to be built on the Tigris river, because construction of this dam will:

 

- flood the ancient city Hasankeyf and hundreds of several other historical-cultural assets in the Tigris Valley where the first cultures of the humanity were cultivated.

- displace up to 78.000 people in the dam region which will intensify the economic, social and psychological problems in the cities that will receive migration.

- flood the wonderful, unique and irreplaceable nature in the Tigris valley, with its very rich habitat and wildlife.

- fail to improve the socio-economic living conditions in the region, as had been the case with the other dam projects in the region as well.

- not be based on a participatory framework that takes into account the views of the local stakeholders, e.g. the affected people.

We demand that the Ilisu project should be stopped and alternatives should be developed with all relevant stakeholders at all stages in order to enhance the soci-economic situation of the people in the region, develop the cultural heritage and save the nature

...

URGENT CALL: pleas check the sites below and take action: 

hasankeyfgirisimi.com

stopilisu.com

hasankeyfesadakat.com

 

 

Copyright of Buket Şahin. All rights reserved.

All photographs and text appearing on this site are the exclusive property of Buket Sahin and may not be reproduced, copied, downloaded, stored or manipulated in any way without written permission.

 

Buket's "F" Stop
NEW YORK / ISTANBUL

United States