Buket's F:Stop
Buket's "F" Stop
NEW YORK / ISTANBUL
United States
buket
Röportaj & Fotoğraflar:
Buket Şahin
New York -stanbul hattinda 2001-2005 arasi yaptigimrportajlar
Bir Besteci: LHAN MMAROLU
Buket ahin: 1945'ten baslayarak mzik elestirmenligi ve radyo programciligi alanlarindaki ugraslarinizin yani sira besteciliginizi de gelistirerek, 1955 yilinda Rockefeller Vakfi'nin agrilisi olarak geldiginiz Columbia niversitesi'nde Paul Henry Lang'la mzikoloji ve Douglas Moore'la bestecilik alanlarinda alistiniz. 1970'ler boyunca yedi yil sreyle New York'un WBAI radyo istasyonunda politik ve toplumsal konulara agirlik veren elektronik mzik programlari hazirladiniz. 50 senedir NY ta yasiyorsunuz ve kendi deyiminizle sigara yasagi fasizmi yznden 10 seneyi askin bir sredir de Istanbula gitmediniz. En ok neyi zlediniz Istanbula dair?

Ilhan Mimaroglu : Kent zlemi yoksa da bende, Istanbul zlemiyle ilgili sorunuz aisindan ancak, Istanbul da geirdigim ocukluk ve ilk genlik yillarimi zledigimi syleyebilirim.
Ne ki, gemise dnmenin olanaksizligi nedeniyle, bos bir yanit bu.
Istanbulun, dnyanin en gzel kenti oldugu kanisindayim. Istanbula karsit olarak, New Yorktan Hudson kiyisindaki Cemiskezek diye sz ediyorum ogu kez.
Uaklardaki sigara yasagi, kisa sreler iin de olsa, Istanbula gelip gitmemi engelliyor.
Ispanya I Savasinda Fasizme karsi savasanlarin ikinci silahi sigaraydi demisti George Orwell. Bu gidisle, sigara yasagi fasistlerine karsi birinci silahimi elde edip kullanmak zorunda mi kalacagim?
Bir Kltr Elisi: GNGR MMAROLU
BUKET AHN: ek Cumhuriyeti filmlerinin Kuzey Amerika dagitimcisi bir is kadini olmakla birlikte, katilimci toplum teorisinin dnsz savunucularindansiniz.
Uluslararasi Af rgt ve Amerikan Sivil zgrlkler Sendikasinin da bir yesi olarak, gnmz Trkiyesindeki kadin haklarina dair sylemek istedikleriniz

Gngr Mimaroglu: "Kadin Haklari" konusu sadece Trkiyenin degil, dnyanin sorunudur. Dnya Kadinlar Gnnde yaptigim konusmada belirttigim gibi, bu sorun zmlenmedike bu gn bir bayram olarak kutlanmamali. Bugn hala 135 milyon kadin snnet edilmisse yeryznde, ABD delegesi Pekin konferansindan 10 yil sonra kadinin krtaj hakki fundamental sorun degildir derse, BBC televizyonunda her yil Ingilterede etnik gruplar iinde (12 Nisan 2005 aksam haberleri) 5000 kadin aile namusunu kirlettikleri iin yakinlari tarafindan kurban ediliyorsa Kadin Haklari konusunda kaplumbaga yavasligi ve karinca adimlari byklgnde bir ilerlemeden sz edebiliriz. Egitim ve ekonomik bagimsizlik yeterli degil, bana kalirsa kadinin bilinlenmesi, bilinlendirilmesi n plana alinmali. Farkli ve zel bir egitim sistemi de bu sorunun zmlenmesini saglayabilir.

Nitekim Trkiye, 1940-46 yilari arasinda bunun ok iyi bir rnegini sergilemistir. O dnemde, kirsal alandan gelmis olmalarina ragmen, Ky Enstitlerinden yetisen kadinlar, erkeklerle toplumsal alanda ayni durumdaydi. Bunun nedeni Ky Enstitlerinde uygulanan, Trkiyenin tez elden kadiniyla erkegiyle agdas uygarligi yakalamasi iin lkenin bagrindan ikan, o gnn sartlarina uygun yepyeni bir egitim sisteminin uygulanmasiydi. Ky Enstitleri kapatilmamis olsaydi, bugn Trkiyede kadin haklari konusu da tarihe karismis olurdu. Bu konuda syleyeceklerimi Ky Enstitsnden yetismis olan degerli egitimci Pakize Trkoglunun szleriyle bitirmek isterim:
Ky Enstitleri programi ok ynl bir programdi. Kadin egitimi aisindan baktigimiz zaman, kadinlar iin ayri bir program yerine tm grencileri kapsayan ve ortami zenginlestiren bir program gryoruz. Giyimimizle, kusamimizla modern kizlar olduk. Daha birinci sinifta bisiklete, kayaga binmeyi, motor ve dikis makinasi kullanmayi kolayca grendim.
Bir Tiyatrocu RN DEVRM
BUKET AHN: Aristokrat bir aileden geliyorsunuz: Sakir Paanin torunu; Ressam Fahrelnisa Zeid & Yazar Izzet Melih Devrim'in kizlari; Ressam Nejat Devrimin kizkardesisiniz. Aliye Berger teyzeniz; Halikarnas Balikisi dayiniz; Freya Koral ise kuzeniniz... Gen Trkiyenin sosyal ve sanat yasaminda ilk lere imzasini atan bir ailenin yesi olarak sizi en ok etkileyen 3 Kisi ve 3 Olay nedir?
Sirin Devrim: Beni en cok etkileyen 3 kisi: Annem Fahrelnisa Zeid; Babam yazar Izzet Melih Devrim ve Trk tiyatrosunun kurucusu Muhsin Ertugruldur.

Annem her zaman yaninda defter kalem bulundurur nerede olursa olsun birseyler izerdi. Atlyesinde saatlerce resim yapardi. Resim yapmak annem iin nefes almak kadar nemliydi. Gzelligi, sikligiyla n salmis, iki kere evlenmis, ocuk sahibi olmus, Berlin ve Londra sefireligi yaparken misafirperverligiyle n salmis olmasina ragmen SANATi annem iin herseyden nemliydi.
Fecriati yazarlarindan babam Izzet Melih Devrimi hep byk yazi masasinda yazi yaziyor veya koltukta kitap okuyor grrdm. Annem resime, babam edebiyata nem verirdi. Yazihanesi yazdigi kitaplar ve ona atfedilmis nl Trk ve Fransiz yazarlarin kitaplariyla doluydu. Ben iki kitap yazabildimse eminim bunda babamin etkisi oldu.

Benim tiyatro hayatimi etkileyen Muhsin Ertugruldur. Bana olan gveni, Sehir Tiyatrolarinda bir sr piyes sahneye koymami ve nemli roller oynamami sagladi. Muhsin Hoca Sen yaparsin! dedi mi, en g durumlarin stesinden gelirdim. Tiyatrodaki basarimi Muhsin Ertugrula borluyum..
***
Beni etkileyen olaydan biri 13 Temmuz 1958'de oldu. Amerika'da Court tiyatrosunda Charlie Morganin Nehir Hatlari oyununun provasi gecenin ge saatlerine kadar srmst. Yorgunluktan bitap eve gelip kendimi yataga attim. Ertesi sabah 14 Temmuz 1958 erkenden beni camima vurarak uyandirdilar ve korkun haberi verdiler. Irak'ta askeri darbe olmus, btn Kral ailesini katletmislerdi. vey babamin ailesi olan bu aileyi yakindan tanimis, kere Bagdatta bulundugum siralarda kendi ailem gibi benimsemistim. Mahvoldum. O gece gzlerim aglamaktan kan anagi bir halde rolm oynadim. Ingilizce the show must go on (sov devam etmeli) derler. Ne dogru! Ne olursa olsun oyun devam eder
Ikinci olay; 1964 Subat'inda bir Pazar gn Derendelioglunun baskani oldugu komnizmle mcadele derneginden bir grup .. Komnist Brechtin piyesi nasil Sehir tiyatrosunda oynar diye Tepebasi tiyatrosunda oynayan Sezanin Iyi Insani oyununu bastilar, sahneye ikip oyunu durdurdular, hatta makyaj odalarina bile girdiler. Bunu duyunca tepem fena halde atti. O ara sikiynetim vardi. Ertesi sabah bir grup arkadas ve gazeteci ile sikiynetim kumandanina gittik. Cemal Tural Pasaydi. Heyecanla tiyatroda olan olayi kendisine anlattim. Pasa tiyatroya kamyon dolu Mehmetik yolladi. Mehmetikler tiyatroyu sardilar ve oyunun olaysiz devam etmesini sagladilar. Yasasin Pasa!
nc olay ise: 1965de genel seimlerde Adalet Partisi tek basina iktidara gemisti. Belediye Baskanligina APli Fahri Atabey seildi. Muhsin Ertugrul yeni baskan ile anlasamadi ve istifa etti. Hocamin istifa etmesi daha dogrusu tiyatrodan uzaklastirilmasini protesto etmek iin 1966'da Sehir Tiyatrolarindan istifa ettim. En sevdigim isim ve messeseden aglayarak ayrildim ve yeni bir hayat kurmak zere tekrar Amerikaya geldim. Bu sefer, Amerikada bir sr tiyatrolarda oynamak firsati oldu, ayrica 3 nl niversite de tiyatro profesrlg yaptim ve 1970'de Milwaukee Repertuar tiyatrosunda Medeo yu oynarken kocam Robert Traineri tanidim. 32 senedir mutlu bir evlilik srdryoruz. Babam hep hayat iyi ve kt tesadflerden ibarettir derdi. Ne dogru!
BUKET AHN: Irak Krali Faysalin agabeyi olan vey babasindan bahsederken soruyorum: Bagdata zellikle Amerika isgalinden sonra yeniden gitmeyi dsnr mydnz? kararlilikla Hayir diyor ...zellikle Bush'larin yaptiklari kiyimdan sonra hi istemem, ne kadar zlyorum bilemezsin..! Evi Birlesmis Milletler binasina sadece 5 dakikalik mesafede olan Sirin hanim pencereden BM binasini gstererek, ok gittim elimde pankartlarla isgali protesto etmek iin.. diye devam ediyor..
Ayrilirken su mesaji fisildiyor 14 sene sonra Istanbula dnecegimi syledigimde... dnn, ge kalmayin ve her zaman tnelin ucundaki isigi dsnn. Yilmayin!
Bir Ressam: BURHAN DOANAY
BUKET AHN: Kent duvarlarinin sizin iin zel bir anlami var;
toplumsal, siyasal ve ekonomik degisimde yansiyan zamanin getigini bize gsterirler ve anlatirlar. Ayrica hava kosullarinin saldirilarina ve insanlarin biraktigi izlere de taniklik ederler. Kent duvarlarini insan deneyimi iin anit yapan budur... diyorsunuz bir sylesinizde.
Bir gezgin, Bir duvar sanatisi sifatiyla gezdiginiz 113 lkenin duvarlarini objektifinizle karelediniz. 40 yil NY ta yasadiktan sonra Istanbul'a dndnz ve Beyoglunda "Doganay" mzesini atiniz. Nedir Okyanusun iki yakasinda yer alan bu iki kltr kentinin duvarlarinin ortak yanlari?
Burhan Doganay: Kent duvarlari adeta toplumun bir aynasidir. O toplumun sosyal, ekonomik, politik v.s. v.s. durumunu, orada yasayan kisilerin her trl his ve dsnslerini bize syler,gsterir.
a- Duvarlarda o memleketin i problemleri
b- Dnyadaki nemli olaylara ait sloganlar (karsi olanlar ve tasvip edenler, Irak savasi ve Vietnam savasi v.s. gibi)

c-Dnyanin her tarafinda grdgmz ve ayni olan isaretler, sloganlar: Bunlar, sulh, kalp, ask, sex gibi. Insanlarin i dnyasinin ve hislerini anlatan grafitilerdir. Her yerde kendi lisaninda. Ali Ayse'yi seviyor, degismiyor.
d- Bol bol her trl afis
New York duvarlarinda en ok greceginiz slogan, yazi: afis yapistirmak yasaktir. POST NO BILLS'dir.
Istanbul'da : Buraya cp dkmeyin. p dken.......dir.
Bir Piyanist: AYEGL KU DURAKOLU
BUKET AHN: 20 yil nce Trk Hkmetinin bursuyla ABDne gelerek Julliardda Adele Marcus & Gyorgy Sandor ile Master; New York niversitesi'nde Haimovsky ile Doktora egitimini tamamlayarak gretim yeligine hak kazandin. Amerika, Rusya ve Trkiyede verdigin konserler byk yankilar uyandirirken; New York Konserleri Dergisi tarafindan Mozart yorumundaki berraklik ve stilistlik yaklasiminla stn yetenekli olarak degerlendirildin. 98de kurdugun Musica Mundana toplulugu ile ABDnin esitli sanat merkezlerinde alismalarini srdrmektesin. Bir oda mzigi olan Musica Mundana dan bahseder misin?

Aysegl Kus Durakoglu: yelerinin Amerikali mzisyenlerden olustugu Musica Mundana ile her sene belli bir tema altinda konser projeleri yapiyor ve seslendiriyoruz. Bu temanin iinde yeni, eski , dogu ve batiyi biraraya getirip sunmaya alisiyoruz. Geen yil, Cumhuriyetin 80. Yildnm nedeni ile esitli kusaklardan olusan Trk Bestecilerinin eserlerini, New York Merkin Hallde seslendirdik. ogunlugu Amerikali izleyicilerden olusan dinleyici tarafindan ok iyi elestiriler aldik. Amacimiz bu konserin CDsini ikartip, tm sanat merkezlerine ve kuruluslarina dagitmak.

Geen semester, Stevens niversitesi'nin Trk ve Ortadogu alismalari blmnde Dogu Akdeniz & Trk Mzigi dersleri vermeye basladin Klasik Bati Mzigi egitimi alan bir konser piyanisti olarak nasil bir hazirlanma srecinden getin?
AKD: Klasik Bati Mzigi ve Trk Mzigi arasinda uurumlar ve byk meseleler olan lkemde; Klasik Bati Mzigi ile yogrulmus bir mzisyen olarak, birgn ABDde Trk Mzigini gretmek aklimin ucundan gemezdi. ABDde uzun sredir agdas Trk Bestecileri ile ilgili ok program yaptim ve konferanslar verdim. Trk Bestecilerinin de esinlendigi, arastridigi ve eserlerinde kullandiklari Trk Halk ve Sanat mziginin derinliklerine inmek ve bu bilgileri Amerikali grencilere gretmek ok heyecan verici. Ama herhalde en heyecanli grenci benim. Aristotelesin dedigi gibi, en iyi grenme yolu gretmekmis. Ben de gretirken greniyorum.
BUKET AHN: Trkiyedeki mzik etkinliklerini uzaktan nasil degerlendiriyorsun?
AKD: Trkiyedeki mzik etkinlikleri ok heyecan verici. Ne zaman gazete, internet ve magazinlerden izlesem; keske bende orada olsam ve bunlari izlesem diye geiriyorum iimden (ayni etkinlikler burada da oldugu halde). Trkiye de almaya gelinceinsanin unutamadigi ilk aski ile tekrar beraber olmasi gibi birsey.
Bir Sinemac: MEVLUT AKKAYA
BUKET AHN: Geen Aralik ayi bir aksam geceyarisina dogru Sevgili Mevlute rastliyorum 42. sokagin en mesgul subway girisinde erken iktim bugn isten diyor... Kendi kurdugu Digital Film Akademisi'nin bir iki sokak ilerisindeyiz.. yz isil isil. Birka gn nce Sundance festivalini anlatiyor heyecanla..
Son iki ay icindeki bu sylesi srecinde Mevlt; New York / Hong Kong / Nurnberg / Istanbul / New York & Los Angeles hattinda mekik dokuyor. Her bir gezisi sinema kokuyor!
Bu sene 7.si dzenlenecek New York Trk Film Festivalinin mimari ve koordinatrsn... Moon and Stars Projectin kurulusunun ve MayFestin gerek yksnn en yakin taniklarindansin.

20.yzyil sinemasini ieren bir "Dnya Film Festivali" organize ettigini dsn!
Hangi filmlerin ilk defa gsterilmesini isterdin bu festivalde?
Hangi ynetmenler davet edilirdi?
Hangi filmler Mevlutun ilk "10" listesine girerdi?...

Mevlt Akkaya: Bu ok zor, tuzak bir soru! Eger unuttugum ynetmenler olursa ki olacaktir; eminim ldlerse, ruhlari lmedilerse kendileri kovalar beni..! Ilk aklima gelen Tarkovskinin Solaris filmi; sonra Kurisowanin Rashamon; Bergmanin Personasi var... Tabii en sevdigim ve her seyrettigimde yeni ipulari buldugum Orson Wellesin "Citizen Kane" filmi var... Hala anlamakta zorluk ekiyorum, nasil bir insan henz 25 yasindayken byle bir film yapabilir. Benim iin her ynyle bir film okulu niteliginde bu film. grencilerime sik sik gsterdigim. Bir sahnesinde sadece isik teknigiyle ayni anda 3 farkli framei gsterebiliyor... Bir igir ati bu film ve aslinda pek birseyin de degismedigini syleyebilirim. Sonra Charlie Chaplin geliyor aklima. Bence, dnyanin en aci, en ciddi, son derece entellektel ve ayni zamanda politik aidan global olabilen bir ynetmeni. Trk sinemasindan ise usta ynetmeni; Metin Erksan, Ltf Akad ve Yilmaz Gneyi ayni masada sinemayi konusurken grmeyi isterdim
Gora ve Vizontele gibi gise rekorlari kiran filmlerin Trk seyircisini ekerek Trk film endstrisine yatirimcilari ekmesi ok nemli bir gelisme. Son yillarda en sevdigim iki filmden biri Ugur Ycelin Yazi Tura filmidir. Byk bir risk alinarak yapildi fakat sinemamiza ok degerli bir ynetmen kazandirdi; digeri ise son derece saf ve temiz bir dili yansitan Ahmet Ulucayin Karpuz Kabugundan Gemiler Yapmak filmi oldu.
Festivalden Festivale kosuyorsun. Son yillarda gerek yapimci (Sundance; Cannes); gerek jri yesi (Nrnberg); gerek dagitimci, gerek festival koordinatr (New York Trk Film Festivali; New York Brezilya Filmleri Festivali) sifatiyla olsun, bu festivallerin bir degerlendirmesini yapar misin?
MA: En sevdigim festivaller; tm ilginligiyla Cannes, sonra Venedik ve Berlin Film festivalleri geliyor. Her birinin kalitesi seneden seneye degisebiliyor.
BUKET AHN: New Yorkun en iyi film okulu seilen "Digital film Academy" nin iki kurucusundan birisisin
MA: Evet, okul drt sene iinde ok byd. Ileride Hong Kong ve Londrada sube amayi dsnyoruz. Gzel projelere imza atan ok mutlu grenciler yetistirdik. Eski grencilerimden sik sik "sizden ok sey grendik" notlari aliyorum. Tm bu gelismelere karsin zorlu ve zaman alici okul yneticiligi beni sinemadan uzaklastirdi. Sinemaya geri dnmek istiyorum!
BUKET AHN: Trk sinemasinin gstergeleri (imge-simge-ds) ve gndermeleri (agrisimlar-referanslar) olmayan bir sinema oldugu sorgulamasina katiliyor musun ?
Bu sorunun yanitini alamiyorum, zira Mevlutun Los Angelestaki ekimler arasindaki yemek molasinda telefonla yapiyoruz bu grsmeyi ve Mevlutun tm itenligiyle devam etmek istemesine ragmen sululuk duygusuyla "afiyet olsun" diyerek kapatiyorum bu telefonu. Yakinda Shanghaya diger bir film etkinligine gidecegini belirtiyor kapatirken
Bir Osmanl:PETER HRISTOFF
BUKET AHN: '58 Istanbul dogumlusunuz ve 40 yildir New York'tasiniz... Bulgar kkenli olan ve yillarca Istanbul'da yasayan dedeniz Osmanli ressami Peter Dimiter'la yillar sonra Paris'teki atlyesinde birlikte resim alismalari yaptiniz. Nitekim, '89 da yaptiginiz "Bogazii" baslikli resminizde bir manzara ressami olan dedenizin izlerini grmek mmkn... Dedenizin baski sanatini grettigi Ali Sami Boyar ile daha sonra gen Cumhuriyetin ilk posta pullarinin ve kgit paralarinin tasariminda birlikte alistiklarini biliyoruz. nc kusak bir ressam olarak dedenizi nasil anlatirdiniz?
Peter Hristoff: Dedem yasaminin son gnne kadar yasadigi Parise tasinmadan nce yaklasik 34 yil Trkiyede resim alismalari yapti. Resimlerinden de grlecegi gibi, ok yetenekli bir ressam olmasinin tesinde, ok duyarli ve ynl bir insandi dedem - duygu ve tutku insaniydi. Politik ve sosyal ynden ok gl bir adalet duygusuna sahipti. Ilk resim gretmenim de olan dedem Dimitri Hristoff; bir Bulgar, bir Osmanli, bir Fransiz ve Amerikayi seven bir dnya insaniydi.

BUKET AHN: 2000 yili askin bir tarihi yansitan fakat kaybolmaya yz tutmus geleneksel Iznik inilerinin ilk Amerika sergisinin kuratrlgn yaptiniz. Iznik vakfi atlyelerinde can bulan eserlerin sergilenmesinde 50'yi askin eser ile Metropolitan Museum of Art'dan dn alinan iniler gretim grevlisi olarak alistiginiz School of Visual Arts'da sergilendi ve byk bir ilgiyle izlendi...
Rstem Pasa Camisinin bahesinde, Iznik inilerine olan ilgim bir tutkuya dnst. Caminin i gzelligi mkemmel bir ahengle dengelenmis mimari ve ornamentasyonun fzyonunu disavursa da, girisini kucaklayan duvarlar beni bambaska etkiledi. Kolajlanmis, karmakarisik bir sekilde yamalanmis kaldirim taslarinda, muhtesem Osmanli tarihini daha iyi duyumsadim ve herbiri anonim kalmis her ini sanatisina bir zel bag hissettim.." diyorsunuz... Bati sanati gelenegini Osmanli ve Islam Sanat gelenegiyle karsilastirdigimizda en ne eken unsurlar nelerdir?

PH: Bati sanati soyluluk; kisisellik, avantgardlik ve orijinallik konseptleri zerine konsantre olmustur. Her ne kadar Bati ve Osmanli Sanati arasinda benzerlikler (parallellikler) varsa da; dogulu ki bu baglamda Osmanli sanatilarinin hem dini hemde poplerizmden esinlenme farkliligi olarak algiliyorum. Yani, bir sanatinin anonimligiyle romantiklestirilmis komn sanati arasindaki farkinin irdelenmesi gerekmektedir.
Bir Kalp: MEHMET OZ
BUKET AHN: People dergisinin geleneksel The Most Beautiful 100 People Dnyanin en gzel 100 Insani ozel sayisinda Most Handsome Doctor - En Yakisikli Doktor sayfasinda grnce resmini, Amerikali Trk bir kadin olarak kalbim atiyor gururlanarak!
Elif Safakin tabiriyle; gnl erbabi, sanat asigi, aik fikirli Kalbini Istanbulda birakmis Mayis Festivalinin gnll alisanlarindan biri olarak son sorumu kendisine yneltiyorum:
Bir New York'lu olarak Mehmet Oz'un Kalb'i nasil atar Istanbul'da?

Mehmet z: Istanbul'da kalbim gemisle gelecek arasindaki kprye giden bir yolu hissediyor. Gerek ise bu dogal gzelligin verdigi gerilim ile iimdeki metronomu titrestiren seslerin tam ortasinda. Iste bu metronom benim atan kalbim
...
Buketin zel notu: Son iki senedir ynetim kurulu yesi olmakla vndgm Moon and Stars Project adli Trk Kltr ve Sanat Vakfi tarafindan bu sene 7.si gereklestirilen MayFest Mayis Festivali kapsamindaki 40 Istasyon / New York sergisinde yeralan yukaridaki sanatilara zel bir tesekkr bor bilirim
...
Bir Oykucu Baba: OSMAN SAHIN
Yasar Kemal'in Bana on Trk yks se deselerdi, birini Kirmizi Yel seerdim dedigi ilk yk kitabi Kirmizi Yel den gnmze yazdigi tm yklerinde, Gneydogu Anadolu ile Toros yresi insanlarinin gizemli dnyalarini yazan, bu temayi isleyen Zgrt Aga, Avci, Kibar Feyzo gibi nl filmlerin ykcs olan ve son olarak ta Yunus Nadi yk dln kazanan, ykc Osman Sahin ykl Geceler Portreler sayfasinin ozel konuguydu...
Kendisiyle son aldigi dlden filmlerine, KyEnstitlerinden yklerindeki kadin temasina kadar pek ok konuyu konustuk
ykl Geceler (G): lm oyunlari adli yk kitabiniz, bu yil Yunus Nadi yk dln kazandi ve Trk basininda hakli bir yanki uyandirdi. Bireysel basvurunuz olmaksizin, yayinevinizin sizi aday gsterdigi ve ikinci kez ok az yazara naip olan "Yunus Nadi yk dl"nden kisaca sz eder misiniz?

Osman Sahin (OS): Yunus Nadi dlleri, 80 yillik Cumhuriyet tarihimizin en eski, kurumlasmis dllerinden biridir. 57 yildan beri veriliyor. Gelenekleri olan bir dldr. 52 yillik bir Cumhuriyet okuruyum. Hem Cumhuriyet gazetesinin, hem de bu dln benim yasamimda apayri bir yeri vardir. Atatrk'n yakin arkadasi Yunus Nadi'nin adini tasiyan bu dln bana ikinci kez verilmis olmasindan sonsuz mutluyum.
G: Trk Sinemasinda, 1970'lerden sonra eserleri ve senaryolari en ok filme ekilen Trk yazarlardan birisiniz. Sinemaya yaptiginiz katkilardan tr, 1997'de IX. Ankara Uluslararasi Film Festivalinde "Aziz Nesin Emek dl" ile yine 1999 yilinda, 36. Antalya Altin Portakal Film Festivali'nde "Yasam Boyu Altin Portakal Onur dl" ile onurlandirildiniz. Edebiyat ve Sinema iliskisi zerine neler sylemek istersiniz? Sinemaya uyarlanan 22 yknz ve degisik senaryolariniz iinde, renginizi en ok buldugunuz filmler ve ynetmenler hangileri?

OS: Bizde ve dnyada, edebiyatla sinemanin en az yz yillik bir kardesligi vardir. Sinema hep edebiyattan yararlanmistir. Edebiyatin anlatim araci "szck"lerdir. Sinemanin anlatim araci ise "grnt"dr. Sinema, kamerayi kalem gibi kullanir. Ynetmen, yaratilmis bir edebiyat eserinin stne bina eder yapitini. Sinema, her zaman edebiyatin "szck"lerine gereksinim duyar. Bir filmin yaratilmasinda enaz 150-200 kisi alisir. Kollektif, ortak bir alismanin rndr film. Ama ynetmenin adiyla anilir. Edebiyat ise, bir yazarin tek basina yarattigi sanat dalidir. Mesela gnmzde ok bilinen Zgrt Aga, Kibar Feyzo gibi filmlerin benim hikayelerim oldugunu ok az kisi bilir. Bir edebiyat yapitinin sinemaya uyarlanmasi demek, o yapitin sinema sanatinin iinde eritilmesi demektir. Edebiyatla sinema arasindaki tek benzerlik, iki sanat dalinin da ele aldiklari konulari, malzemeleri yeniden kotarmak, yaratmak konusundaki zgrlkleridir. Ikisi de insan ruhunun derinliklerine seslenirler, insan ruhunu zenginlestirirler. En begendigim filmlerime gelince; Serif Gren'in ektigi Derman, Tomruk, Kurbagalar, Kan, Firar; Erden Kiral'in ektigi Ayna, Avci; Atif Yilmaz'in ektigi Kibar Feyzo, Adak; Yavuz Turgul'un ektigi Zgrt Aga; Bilge Olga'in ektigi Glsan, Ipeke filmleridir.Bu filmlerin ynetmenleri de dogal olarak begendigim ynetmenlerdir.
G: Ynetmen Erden Kiral tarafindan 1998 yilinda filme ekilen, senaryosunu yazdiginiz "Avci" adli yknz, sikisan insanin i dnyasini evrensel boyutlarda veren arpici bir yk. "Insan bir ormandir" szn dogrularcasina yazilmis gibi. Ormanin, daglarin gizemli derinliklerinde sikisan kadinin bilinlice iki erkekten alisi ok iyi betimlenmis. Sizin yklerinizin tmnde ezilen kadinlarin mcadeleleri var. zellikle kirsal kesim kadinlarimizin dramini bu denli ne almanizin, kendi yetisme kosullarinizla bir ilgisi var mi?

OS: ok gzel bir soru! Kirsal kesim kadinlarimizin sorunlarini ne almamin yetisme kosullarimla ayrilmaz bir iliskisi vardir. Yari feodal bir kltrn iinde bydm. Duygularim yle gelisti. Ailemde, evremde ve daha sonra Anadolu'da grev yaptigim her yerde, kadinlarin ikinci sinif insan olduklarini grdm. Onlar hem kadin, hem ana, hem sevgili, hem de kledirler. Islam dininin yzlerce yillik dayatmasindan ileri geliyor bu. Kadin her yerde azarlanir, dvlr. Byk sair Nazim Hikmet'in dizelerindeki "soframizda kzmzden sonra gelendir" onlar. Eksik etektirler. Hatta bu dayatmayi kadinlarimiz yle kabullenmislerdir ki, birbirlerine "kiz eksikli" diye seslenirler. Bu anlayislar gnmzde yeterince kirilabilmis degildir. Bir kusun kanadindan biri olmazsa uamaz. Toplumlarda yledir. ocuklarini, kadinlarini hor gren bir toplum, yzlerce bes yildizli otelin ortaminda da olsalar, kalkinmis sayilmazlar. Bu yzden yazdigim her yk ve senaryoda, kadinlarimizi bu tarihsel ihmaline parmak basiyor, onlari ne almaya alisiyorum.
G: lkemiz egitimi iin oldugu kadar, dnya egitim tarihinin en zgn, en yaratici okullarindan olan Ky Enstitlerinin son grencilerinden biriydiniz. Ky Enstituleri'nin sizin ve Trk yazinindaki yeri ve nemi hakkinda neler sylemek istersiniz?
OS: Anadolu kyls, bizzat kendisi girmistir edebiyata. Bunun en yakin rnegi de benim bir kyl olmamdir. Dilimizin zenginlesmesi, Ky Enstits ikisli yazarlar araciligiyla olmustur. Ky Enstitl gretmenler, en ucra kylere kadar dagilarak, dolasarak, halk agzindan sicagi sicagina derledikleri binlerce, yeni, hi duyulmamis deyim, szck ve ataszn toplayarak, Trk Dil Kurumu'na gndermislerdir. Mahmut Makal'in, Fakir Baykurt'un, Talip Apaydin'in, mit Kaftancioglu'nun, Dursun Akam'in ve kendi yapitlarimda kullandigimiz yerel deyim ve szckleri toplasaniz, ciltler dolusu kitaplar olusur. Mesela ben 1961-67 yillari arasinda Malatya Lisesinde beden egitimi gretmeniyken, hafta sonlari Malatya, Elazig, Tunceli, Maras yresinde 33 ky hakkinda ok genis folklor arastirmalari yaptim. Her ky iin 80 kadar sayfa defter doldurdum. Bugn o defterler elimdedir. O defterlerden derledigim 1644 bulmacanin 688'ini SU KURUSU adiyla 1996 yilinda tamamladim.
G: Son alismaniz, nl yazar Yasar Kemal zerine. Bize, bu ve bunun disindaki son zamanlarda yaptiginiz alismalarinizdan szeder misiniz?

OS: Yasar Kemal, herseyden nce benim dogup bydgm Toroslarla ukurova'nin yazaridir. Anamin, babamin, halkimin kullandigi dil, Yasar Kemal romanlariyla btn dnyaya tasinmis, yeniden yaratilmis byk bir roman dilidir. Bugne kadar Yasar Kemal'in yapitlari zerine yirmiye yakin genis oylumlu yazilar yazdim. Rportajlar yaptim. Bu rportajlardan "Yasar Kemal bir ukurovadir" baslikli olani 1980'de Amerikan Literature dergisinde yayimlanmisti. Simdi alismalarim bittigi zaman, "Genis Kenarli bir Nehrin Akisi: Yasar Kemal" adiyla yayimlayacagim. Ayrica "Sonuncu Iz" adiyla dokuz ykden olusan bir yk kitap dosyam var. "Gney Arisi" adinda bir genlik romani ile doksana yakin ykmden seilen onsekiz yknn yeraldigi bir yk sekisi, 2004 yilinin baharinda, Dnya kitapilik tarafindan, "Zaman Sulusu' adiyla yayimlanacaktir. 2005'e kadar bunun disinda iki roman, bir de yk kitabi yayimlayacagim.
G: ykl Geceler hakkinda grslerinizi alabilir miyiz?
OS: Her insan kendi kltrel kimligini; ana dilini koruyarak saglayabilir. Mevlana, yillarca Konya'da yasayip Konya'da oldugu halde, bir tek Trke beyit sylememis, ana dili olan Farsa yazmis, sylemistir. Nazim Hikmet, ok iyi Rusa ve Fransiz bildigi halde, her siirini Trke yazmistir, Trke okumustur. Bu nedenle, dil bir insanin yurdudur. Kendi dili ve kendi kltr stnde ykselen bir insan, diger kltrlerle kolayca anlasacaktir. nk kltrler asla birbirlerinin dsmani olamazlar. Bu nedenle. New York'ta yasiyor da olsak, bazi kltr degerlerimizi bilmemizde sayilamayacak kadar yarar vardir. Bu soylu isi bir yildan beri kucaklamaya alisan, New York'ta ok yararli alismalar yapan "ykl Geceler" ekibini pek ok yazar ve aydin gibi ben de byk bir dikkat ve saygiyla izliyorum. "ykl Geceler" de bugne kadar tanitilan yazarlarimizin hepsi de ok iyi seenekler. Ancak bylesi etkinlikleri yalnizca yk ile sinirlamasak derim. Siir ve roman da katilmali; pek ok sair ve romanci anilabilir. Bu benim kisisel dsncem tabii. "ykl Geceler"i dsnen ve yasama geiren sevgili Elif zmenek ile Buket Sahin'i ve diger tm ykl Geceler ekibi yelerini yrekten kutluyorum. MAYIS/2003
BIR SAIR: ILHAN BERK
Cumhuriyet gazetesinde yayinlanmistir...
'Uyandrdm Hudson'...'
lk ngilizce kitab 'Selected Poems'in yaymlanmas dolaysyla Amerika'ya giden lhan Berk New York zerine bir iir yazmak istiyor. "New York zerine ilk anda aklma gelen, New Yorklularn zaman bilmedikleri, kullanmadklar. Oysa bizim gibi lkeler iin zaman her eydir. Anladm ki, zaman daha ok yoksul lkelerin kavram" diyen air, ilk Amerika gezisini u dizeyle deerlendiriyor: "Uyandrdm Hudson', dnp duran olduu yerde."
stat Berk 'le en sevdii airlerden Walt Whitman 'n doum yeri ve New York'un kalbi Manhattan'da tipik le telandaki bir kafede syleiyoruz.
Talat Halman 'n ''Trk iirinin 'imek' gibi gl, 'yaprak' gibi incelikli airi" olarak tantt lhan Berk'i 13 yldr yaadm New York'ta tanmak zel bir mutluluk benim iin.
- lk ngilizce kitabnz ''Selected Poems''i yaymlayan Talisman Yaynevi editr Edward Foster'n davetlisi olarak ilk kez geldiiniz Amerika ile ilgili izlenimlerinizi anlatr msnz?
LHAN BERK - New York'ta Stevens Institute of Technology 'de bir iir syleisine; New England'daki 'Worchester Polytechnik Insitute' ve 'Toadstool Literature & Arts Center at Peterborough' da da seminerlere katldm ve unu grdm: Btn Amerikan ve ngiliz iirinin yata New England'm. Tm sevdiim airler orada yaamlar. Worchester'l air arkadam Laura John Menides , yaarken unutulmu airlerin mezarlarn gezdirdi. Her gn, New England'da yeni bir l air kefediliyor. Yine Laura'yla, Elizabeth Bishop 'un mezarn ziyaret ettim. Ayrca, nc 'Black Mountain Poetry' grubu airlerinden Lisa Bourbeau, Patricia Fargnoli, Patricia Pruitt, Christopher Sawyer-Laucanno ve Simon Pettet ile tantm. 
'Grinin en gzel kenti'
- ''Her airin bir kenti olmas gerekir'' diyorsunuz bir syleinizde. On gnlne geldii kltr kenti New York'u nasl anlatr lhan Berk?
BERK - On gnlne vize istedim, on yllk verdiler. New York zerine iir yazmak istiyorum. iirin ad da 'New York' ya da 'amur Ayakl Dev' olabilir. New York yeryznde grinin en gzel kentidir. Gri beni mutlu etti. New York zerine ilk anda aklma gelen, New Yorklularn zaman bilmedikleri, kullanmadklar. Oysa bizim gibi lkeler iin zaman her eydir. Anladm ki, zaman daha ok yoksul lkelerin kavram.
- Ece Ayhan'n ''ok zgn bir anlamda belki de bir Mlkiye hareketi, hi deilse ilgin bir Ankara iir olay. Sivil iir'' diye tanmlad kinci Yeni'nin ilk gnlerini anlatr msnz?
BERK - inde yaadm bu akmn pek ok eyini ben bile bilmeden yaadm reniyorum her gn. Geenlerde bir TV konumasnda, Muzaffer Erdost , kinci Yeni'nin isim babasnn ben olduumu syledi. Ben bunu bilmiyordum. Ulus gazetesine bu akmn ad sorulduunda Muzaffer'in yanndaymm. lhami Soysal da, gazete balanaca iin hemen bir isim vermemi istemi; ben de, Orhan Veli iirini dnerek ''kinci Yeni'' demiim. Erdost'un kard Pazar Postas nclk etti bu harekete. 1953'te o zamana kadar yazdm iirlerin tam kart olan ''St. Antoine'n Gvercinleri'' diye bir iirim Naim Tirali 'nin Yenilik dergisinde kt. Bu iir o zamana kadar yazdm btn iirlerimin inkrdr.
Bu arada Cemal Sreya 'nn ''HaHaHa'' iiri Mlkiye dergisinde kt ve Edip Cansever, Turgut Uyar iirleri devam etti. kinci Yeni olaynda benim asl yaptm dili bozmamdr.
Bunda da ncil'in Trke evirisinden esinlendim. Bu aralarda srrealizme de ilgim vard, iirsel dil demek, srrealizmin byk eilimlerinden birini yakalamak demektir ve ben iiri arayarak buldum, ama iiri ararken dile de eildim. 
iirde anlam...
- Bu anlamda, iirinizdeki okanlamllktan sz eder misiniz?
BERK - iirde anlam, benim hep sorunum olmutur. Trk iiri anlam illetine baldr. Anlamsa, iirin drtte n ykar. Trk iiri hep, nasl anlatacandan ok ne anlatacayla ykldr. lk okunuta anlalveren iir, beni hi ilgilendirmemitir. Anlamdan ok iirin sezdirmesini, duyurmasn, imlemesini isterim. Her iir eitli anlam katklaryla donansn isterim. airler szcklerin glgeleriyle yazarlar.
- Siz ayn zamanda Komet'in 'Su Ortaklarm' sergisindeki ressamlardansnz.
BERK - Evet, Komet'in benden istedii el kadar bir desendi. Krmayarak gnderdim. Sergilere katlmyor, ressamlm gizli tutuyordum. Resmim sergilenmeden satld ve sergi salonunun sahibi be resim daha istedi. Bylece stanbul'da koleksiyoncularm olduunu rendim.
'Resim keyif verir'
- air lhan Berk, ressam lhan Berk'i nasl anlatr?
BERK - Ben resim yaparken dnyann en mutlu insanym, bana keyifler verir. iirse beni cehennemin dibine boylatr. Oradan da kprdayamam.
- Bu on gnlk, ilk Amerika gezinizi bir dizeyle deerlendirmenizi istesem?
BERK - Uyandrdm Hudson', dnp duran olduu yerde.
Ayn akam Hudson Irmann kysnda bir Trk restorannda syleimizi srdryoruz ve lhan Berk, Sait Faik 'ten Abidin Dino 'ya, Ahmet Arif 'ten Cummings 'e, anlarn bizimle paylayor. New Jersey'de yaayan deerli piyanistimiz Ayegl Durakolu , kitabnn evirmenleri nder Otu, Murat Nemet Nejat ve ykl geceler ekibinden Elif zmenek 'le Cem Baza 'nn da katld bu son gecesinde, kitabn evirmeni ve eletirmen nder Otu, neden lhan Berk'in iirlerini evirdiini yle anlatyor: ''Trk iirinin gerek imge gcn, Amerikal okura tantmay amaladm. Bu noktada, Murat Nemet Nejat'n yine Talisman tarafndan nmzdeki ay yaymlanacak ada Trk iiri Antolojisi 'nde belirttii 'eda' kavram da, Berk iirinin Amerika'da tannmasnda nemli bir kanal oluturacaktr.''
'Grinin en gzel kenti'
- ''Her airin bir kenti olmas gerekir'' diyorsunuz bir syleinizde. On gnlne geldii kltr kenti New York'u nasl anlatr lhan Berk?
BERK - On gnlne vize istedim, on yllk verdiler. New York zerine iir yazmak istiyorum. iirin ad da 'New York' ya da 'amur Ayakl Dev' olabilir. New York yeryznde grinin en gzel kentidir. Gri beni mutlu etti. New York zerine ilk anda aklma gelen, New Yorklularn zaman bilmedikleri, kullanmadklar. Oysa bizim gibi lkeler iin zaman her eydir. Anladm ki, zaman daha ok yoksul lkelerin kavram.
- Ece Ayhan'n ''ok zgn bir anlamda belki de bir Mlkiye hareketi, hi deilse ilgin bir Ankara iir olay. Sivil iir'' diye tanmlad kinci Yeni'nin ilk gnlerini anlatr msnz?
BERK - inde yaadm bu akmn pek ok eyini ben bile bilmeden yaadm reniyorum her gn. Geenlerde bir TV konumasnda, Muzaffer Erdost , kinci Yeni'nin isim babasnn ben olduumu syledi. Ben bunu bilmiyordum. Ulus gazetesine bu akmn ad sorulduunda Muzaffer'in yanndaymm. lhami Soysal da, gazete balanaca iin hemen bir isim vermemi istemi; ben de, Orhan Veli iirini dnerek ''kinci Yeni'' demiim. Erdost'un kard Pazar Postas nclk etti bu harekete. 1953'te o zamana kadar yazdm iirlerin tam kart olan ''St. Antoine'n Gvercinleri'' diye bir iirim Naim Tirali 'nin Yenilik dergisinde kt. Bu iir o zamana kadar yazdm btn iirlerimin inkrdr.
Bu arada Cemal Sreya 'nn ''HaHaHa'' iiri Mlkiye dergisinde kt ve Edip Cansever, Turgut Uyar iirleri devam etti. kinci Yeni olaynda benim asl yaptm dili bozmamdr.
Bunda da ncil'in Trke evirisinden esinlendim. Bu aralarda srrealizme de ilgim vard, iirsel dil demek, srrealizmin byk eilimlerinden birini yakalamak demektir ve ben iiri arayarak buldum, ama iiri ararken dile de eildim.

iirde anlam...
- Bu anlamda, iirinizdeki okanlamllktan sz eder misiniz?
BERK - iirde anlam, benim hep sorunum olmutur. Trk iiri anlam illetine baldr. Anlamsa, iirin drtte n ykar. Trk iiri hep, nasl anlatacandan ok ne anlatacayla ykldr. lk okunuta anlalveren iir, beni hi ilgilendirmemitir. Anlamdan ok iirin sezdirmesini, duyurmasn, imlemesini isterim. Her iir eitli anlam katklaryla donansn isterim. airler szcklerin glgeleriyle yazarlar.
- Siz ayn zamanda Komet'in 'Su Ortaklarm' sergisindeki ressamlardansnz.
BERK - Evet, Komet'in benden istedii el kadar bir desendi. Krmayarak gnderdim. Sergilere katlmyor, ressamlm gizli tutuyordum. Resmim sergilenmeden satld ve sergi salonunun sahibi be resim daha istedi. Bylece stanbul'da koleksiyoncularm olduunu rendim.
'Resim keyif verir'
- air lhan Berk, ressam lhan Berk'i nasl anlatr?
BERK - Ben resim yaparken dnyann en mutlu insanym, bana keyifler verir. iirse beni cehennemin dibine boylatr. Oradan da kprdayamam.
- Bu on gnlk, ilk Amerika gezinizi bir dizeyle deerlendirmenizi istesem?
BERK - Uyandrdm Hudson', dnp duran olduu yerde.
Ayn akam Hudson Irmann kysnda bir Trk restorannda syleimizi srdryoruz ve lhan Berk, Sait Faik 'ten Abidin Dino 'ya, Ahmet Arif 'ten Cummings 'e, anlarn bizimle paylayor. New Jersey'de yaayan deerli piyanistimiz Ayegl Durakolu , kitabnn evirmenleri nder Otu, Murat Nemet Nejat ve ykl geceler ekibinden Elif zmenek 'le Cem Baza 'nn da katld bu son gecesinde, kitabn evirmeni ve eletirmen nder Otu, neden lhan Berk'in iirlerini evirdiini yle anlatyor: ''Trk iirinin gerek imge gcn, Amerikal okura tantmay amaladm. Bu noktada, Murat Nemet Nejat'n yine Talisman tarafndan nmzdeki ay yaymlanacak ada Trk iiri Antolojisi 'nde belirttii 'eda' kavram da, Berk iirinin Amerika'da tannmasnda nemli bir kanal oluturacaktr.''
Special Issue: "Alternative Perspectives on Turkeys Cinematic Landscape"
INTERVIEW with Pelin Esmer, director of THE PLAY
By Buket Sahin, Moon and Stars Project
(Phone interview, Chile and Brazil, September 2006)
" Theatre never ends. We have suffered, but our children will not, ," was the optimistic statement made by nine Turkish countrywomen at the end of the play "The Outcries of Women." Their performance was a result of intense preparations, which transformed their own tragic stories into a play under the supervision of the local schoolmaster. This is the first time these women share their stories
Q:: How did THE PLAY change the daily lives of these women and their relatives? Are you still in touch with them? Are they aware of the growing success of THE PLAY?
A: It would be wrong to say that their daily routine changed much; most of them are still working in farms or on construction sites while three of them are currently managing coffee shops in a southern Turkish village. That being said, one of the women, Ummiye has started a new theater group in Mersin, the city closest to the village, and is writing and directing her own plays. The rest are still doing theatrical productions in the village with the help of Hseyin, the principal of the elementary school in the village. Some of their husbands joined the theatre troupe as well. Although being active in theatrical productions in their village has affected their lives, the most important change has been personal growth. For example, their composure conveys more self-esteem and self-contentment. They have a better sense of themselves. Also, relatives who were initially not very supportive of their endeavors have had a change of heart. They are very proud. I tell the women (and their relatives) about all the festivals that I attend and awards received. They were also able to come to Istanbul to attend the movies premiere. Two of them joined me at the Human Rights Festival in San Sebastian, Spain, as well.
Q: You have said that the nine women involved in theatre in their own village would have written and produced a play regardless of whether or not you had made this documentary. I wanted to shoot a fiction-like documentary rather than a documentary-like fiction film, without trying to be invisible but quietly integrating myself in their lives at that very village, at that very moment and with the very people experiencing this
The language of documentary, in contrast to the language of film, requires the filmmaker to enter other peoples lives, their hopes and fears, loves and hates and then to go out and resurrect them on the screen. The challenge is engrossing and often intoxicating. While it lasts, it can take over your every waking moment.
Did you really feel that you entered these peoples lives in Arslanky in that sense before shooting THE PLAY? Having majored in sociology, did you observe their lives as a typical yoruk (nomad) woman and compare them to other women in southeastern Turkey?
A: I immediately went to their village to meet these women after reading in newspapers that they were trying to put on a theatrical production. I first spent 3-4 days with them in the village with the objective of meeting them, of introducing myself and seeing whether they or I would both be enthusiastic about the project of making a documentary about them preparing, writing, and producing their own play. I did not shoot much during the first trip. I used this time to get to know and understand them better. These were the only days we spent together before the shooting began. Three weeks later I went there with a small crew of three including myself to start the project exactly when they commenced with their own preparations.
Even though I studied sociology and loved it, I made this film as a filmmaker rather than as a sociologist. Of course, studying sociology helped me. But I focused more on distinct aspects of their characters and tried to tell their stories using a cinematic language. Rather than jumping to conclusions, I preferred to ask questions in order to learn more about their lives. Even though I was aware that their nomadic origins made them special particularly in terms of their need for independence and freedom, I never perceived them as representative of any group. For me they were these nine wonderful women who had found a great man helping them to tell their story. And I was dying to tell their stories.. They could be any one of us.
Q: THE PLAY your first feature documentary, has been screened at over twenty festivals worldwide. It was embraced as universal, with a cinematographic maturity by critiques and appraised as boisterously insightful, hilarious and socially relevant in equal measure, and the perfect antidote to todays crop of dryly crusading, good-for-you documentaries. Not to be missed by New York Magazine. As a young and promising director, how do you explain this success and how do you see yourself in todays modern Turkish cinema? What are the leading difficulties of independent filmmaking in Turkey? In the future will you focus only on documentaries, or are you planning on expanding into other areas of filmmaking as well?
A: Thank you very much. Even though at first glance one might say that this is a film about some specific women from a small Turkish village, I tried to make a film that the audience from any part of the world, man or woman, living under whatever conditions, could relate to and could foster questions about stereotypes.
At the moment I am more interested in things that don't change, the traits that are common in every human being. I try to ask questions rather than underlying the differences and stereotypes with which we operate. I like to see differences as details of life, not something to be scared of. So, I assume that my approach to these women--by not labeling them, by trying to tell their story as a more universal one rather than as an authentic one--helped audiences relate to their own lives.
In Turkey many young directors are trying to do their first or second films, documentary or fiction under varied conditions. Some get more funding; some make their films with the help of digital technology that has really democratized the cinema medium. At the moment there is enthusiasm in the film sector, but the main difficulty is finding the necessary funding. We all try to find other ways to make our films by trying to keep the film budgets small. The Ministry of Culture provides some support as well as sponsors. For example I started this film with a very tiny budget that my co-producer and I put together, and then I gradually managed to get support from the ministry and Danone firm.
Young people try to get support from private and corporate sponsors, the government, or they seek funds from abroad. I think there is also increasing interest in independent cinema and young independent filmmakers in Turkey from Turkish producers who can help films reach an audience. I'd like to make both documentaries and fiction depending on the subject. 
Q: THE PLAY won the best documentary filmmaker award at the Tribeca Film Festival this year, an event that is the heart of the American movie industry. This is indeed a great accomplishment for a young Turkish woman director. How did you think the Tribeca Film Festival and New Yorkers received the film?
A: Even though I really cannot stand to watch my film any more, having watched it thousands of times, I watched the film with the New York audience. I was curious about where and how they would react. They seemed to be into the film and reacted very openly. I really enjoyed the question and answer session after the screening. I was very happy to see that after the film finished they remembered all the characters by heart even their Turkish names.
Q: What are your short and long-term projects both as a director and as a lecturer?
ANSWER: I am working on a script of a fiction project I have had in mind for awhile. This will take some time. I am not in any hurry. In the meantime I am also developing some ideas for different documentary projects. At the moment I am not teaching at a university but I would like to continue in the near future since I enjoy sharing ideas and experiences with young students.
Pelin Esmer (b. Istanbul, 1972) received a degree in sociology from Bosphorus University. She participated in Turkish director Yavuz Ozkans film workshop, worked as an assistant director in a number of Turkish and foreign film productions, and directed a documentary, Koleksiyoncu (The Collector). She has received numerous awards for her documentaries in European, Turkish, and U.S. festivals including the Rome Independent Film Festival in 2004. She also received the 2006 Tribeca Film Festival award for Best New Documentary Filmmaker. She is currently a lecturer on documentary filmmaking at Kadir Has Universitys Department of Film, Radio, and Television in Istanbul.

Her most recent documentary, Oyun (The Play) was recently shown at the Tribeca Fiilm Festival and is part of the Moon and Stars Project 2006 Turkish Film Festival. The documentary focuses on the lives of nine women living in the village of Arslanky situated in the Taurus Mountains near Mersin. To lighten the burden of their daily lives, they congregate at a school to write, produce, and perform a play working under the watchful and curious gaze of the village men. The end result is a play (The Outcries of Women!) which recounts their personal lives and struggles.
Bir Gitar: Blent Ortagil
su olsam ates olsam
gklerdeki gnes olsam
konusmasam, tas olsam
yine de oynar misin benimle?
Moon and Stars Project organizasyonu tarafindan her sene dzenlenen geleneksel MAYFEST kapsamindaki ilk New York konseri icin gelen Blent Ortagil ve birbirinden degerli mzisyen dostlari perdesiz gitarda Erkan Ogur; bassta Erdal Akyol; davulda Cem Aksel ve klavyede Baki Duyarlar grubunun mutlu mihmandari olarak New York Cityi ilk kesfetme gnnde, oybirligiyle mzisyenlerin mekkesi sayilan 48. sokaga variyoruz heyecanla.. Sam Ashten alinacaklar listesi var herkesin elinde.. Williamsburgde Laila Lounge da biten gnn sonunda cok sansli hissediyorum kendimi. Zira, herkesin aylardir drtgzle bekledigi konser ncesi efsane Erkan Ogur; Cem Aksel ve Erdal Akyolu bu bohem ama sevimli venuede izliyorum sahnede! Konser gn, Lincoln Center civarindaki Merkin Concert Hallu tamamen dolduran coskulu ve sabirsiz cehreleri grmek beni iyice heyecanlandiriyor..!
Mzigim pek eglenceli, neseli degildir. Hep uzak bir seye, ulasilmaz bir hedefe zlem vardir. Dingindir, hznldr, enerjisi vardir ama. Bir seyler anlatmak ister, ama bunun ne oldugunu ben de tam bilemiyorum, ama bir sey sylemek isteyen bir mzik bu; szle degil de mzikle, duyguyla... diyen ve tm seyircilerin nefeslerini tutarak dinledikleri Erkan Oguru tek kelimeyle nasil ifade edersin diye soruyorum grubun cin elemani Baki Duyarlar Juniora Backstagede btn telase arasinda:
PEYGAMBER! diyor aydinlik yzyle duraksamadan..
Her sarkinin bitiminde seyircilerin oskulu alkislarina inanilmaz bir mtevazilikle ok naziksiniz, sagolun .. diyerek herbir sarkisiyla nostaljik ve gzel diyarlara gtryor Ortagil ve arkadaslari biz gurbettekileri..
Konser bitimi aletleri otele yerlestirdikten sonra yzlerinde yorgun ama mutlu ifadeleriyle Ortagil, Duyarlar ve Akyolla birlikte alisilmamis bir pazar mahmurlugunu yasayan upper east sidede; Woody Allenin favori mekanlarindan Elainee dogru yrrken, ertesi gun New Yorktan ayrilacak bylesine gzel ve zel insanlarla bu ok sevdigim sehri duyumsamanin dayanilmaz mutluluguyla glmsyorum...
48. sokakta baslayip Village, SoHo ve Merkin Concert Hallda srdrdgmz soylesiyi; sanal olarak Jazz Cafeden Ortacgilin asistani sevgili Asli sayesinde devam ettiriyoruz:
SORU: Moon and Stars Project organizasyonu tarafindan her sene dzenlenen geleneksel MAYFEST kapsamindaki ilk New York konseriniz. Hatta NYa ilk gelisiniz. Drt gn gibi kisa bir sre iin gelmenize ragmen nasil hissettiniz bu sehri? Filmlerde grdgmz gibi bir New York szlerinize eklemek istedikleriniz?
ORTAGIL: Evet, May Fest nedeniyle New York'a ilk kez geldim. Uzun yillar nce, ocukken ABD'de 1 yil kaldim. O zaman ABD, oyuncaklar lkesiydi benim iin. Sonra, '95 de Houston ve New Orleans'ta aldim. Oralari zengin, rahat ve gelismis kirsal yerler olarak degerlendirdigimi ancak yasanacak yerler gibi hi dsnmedigimi sylemeliyim. New York ise ok arpici dogrusu! Amerikalidan baska her lke insaninin doldurdugu, byk, yksek ama zevkli ve sanatla ugrasan her esit insan iin agdasin yasandigi (hemde aninda) ok hos bir yer. Simdiye kadar gn 20 saat yasayan kentler grmstm. 24 saat yasayan bir kenti ilk kez grdm.
SORU: Ilk albmnzden bu yana 30 sene gemesine ragmen, Trk pop mziginin en influential isimlerindensiniz. Ortagil mzigi hangi degisimlerden geti bu srete? Ortodoks Ortagilcilerin sadikligini nasil aikliyorsunuz?
ORTAGIL: 30 yil sresince herseyde oldugu gibi benim sarkilarimda da degisimi gzlemek mmkn. Yasam zaten byle bir sey. Daha etrefil seyleri anlatma arzusu, daha gelismis mzikal ifadeleri kullanma, daha mkemmelci alma gibi sreleri yasadim. 'Sarki yazma'ya durusum pek degismedi ama. Yine kullandigim, ugrastigim szel temalar benzesik. Yaptiklarimi begenen insanlar bu durusun pek degismedigini grmekten memnunlar. Yasam insani bir yerden alip, bambaska bir yere firlatabiliyor. Solcuyken sagci, klasikseverken avant-gardi ahlak polisiyken hersey mbahi hale dnsveriyor insan. Bendeki degisimlerin bu denli kesin olmamasi dinleyiciye gven hissi veriyor.
SORU: 50lerden beri NYta yasayan ve daha nce mziginizi hi dinlememis degerli mzisyenimiz Ilhan Mimarogluna bile Beklenmedik bir sekilde dnya apinda avantgarde bir caz olayina dnst dedirten konserinizdeki ilgiyi nasil degerlendirirsiniz? Konserlerinizde birbirinden degerli mzisyenleri birarada gryoruz. Sregelen bir Ortagil bysm bu?
ORTAGIL: Beni, mzisyenler kitlelerden hep daha ok sevdiler. O nedenle her zaman ok iyi mzisyenlerle aldim. Dnya seviyesindeki arkadaslarimin sarkilarimin her kosulda yasatilmasi gerektigine inanlari tamdi ve beni hi yalniz birakmadilar. Erkan, Grol, Cem, Baki ve arada sirada onlarin yoklugunda yerlerini alanlar sarkilarima mzikal katkida bulundular. Bazen dogalama blmler yapariz. Bazen egleniriz. Bazen rocku bazen cazci kesiliriz. New York'ta da biraz avant-gardi olmustuk. Sevgili Mimaroglu'nun vgsn almak da cabasi...
Kennedynin vuruldugu yillarda baslar Amerikada Avantgarde mzik .. Ilhan Mimaroglunun bu szlerine Baki Duyarlar ise ayni srecin Trkiyede Deniz Gezmis olaylarina parallelligini vurgulayarak devam ediyor..
SORU: Yasadigi dnemi mizahsal ama hmanist bir duyarlilikla sorgulayan ve herbiri sanki bir dogalamaymis hazzini veren liriklermi ynlendiriyor mziginizi yoksa?
ORTAGIL: Her sarkici biraz kendini yazar sanir dersem fazla abartmis olmam. Kimi zaman bir cmle bir sarki yazdirir. Bazen melodik kurgusunu zersiniz de aylarca sz yakistirmaya ugrasirsiniz. Ama bence en kolayi her ikisini birlikte yazmaktir (Sz ve mzik).
Bozburun sarkisi ncesinde Umarim sizinde Akdenizde bir kynz vardir diyerek sessizligin en gzel tanimini ustadan dinlerken nc kusak bir yrk kizi olarak bizim toros kynn sessizligini duyar gibi oluyorum gzlerim dolu...
SORU: Istanbuldaki Ortagil; yilinin byk bir blmn geirdigi akdeniz kyndeki Ortagili nasil anlatir? 
ORTAGIL: Bozburun ky ruhumun di-retigi gibidir. Istanbul stresleri, temposu, srekli performans, kalabalik, trafik, 'mutlaka yapmaliyim'lar, 'yarin sunu grmeliyim'ler hepsi bir kenara konulur; yerine karsitlari gelir. Bol zaman boslugu yasamak bana retim keyfi verir. Deniz, temiz hava, balik ve komsu zevklerde dionizyak bir Ege/Akdeniz yasaminin piyangolaridir.
SORU: Diyalektik tavrinizi en gzel ifade eden Bu su hi durmaz sarkinizdan tutunda protest syleminin gzel rnegi Mavi Kus a kadar birok bestenizde alisilmadik bir ocuksuluga ve paradoksa kulak veriyoruz. Bu dengeyi nasil koruyor Ortagil? Hem mziginde, hem de siirinde?
ORTAGIL: Beni; herseyi zms, dnyayi kavramis, dsle geregi dengelemis, kisiligi oturmus ve taslasmis, yanlis yapmayan biri gibi grenler yanilirlar. Sarkilarimda benim gibidir. Tabi ki ocuksu ve paradoksal.




Painter & Sculptor of WOMAN & PEACE...
A Bodrum & Asmalimescit Interview...

"An experienced artist will keep at a distance from his success. He will not let it predominate his work. Because success is conservative and stagnant. It is a plot against the development of an artist. An artist will not give up his freedom for that." Orhan TAYLAN

I have this unspeakable passion on Taylan's colors - seems to me that he has a great sensitivity to color.( I certainly feel his colors are very dominantly soft, yet romantic. I understand that he uses a mixture of representational and abstract styles by using oil colors on a simple acrylic base with a special brush Honestly, the blues & shades of redness touch me quite deeply and awake all my wonderful memories from my last trip in Spring - 2002 to Bodrum's fish villages on Aegean coast where I had the privilege to visit his workshop.. I can secretly peek at his workshop in the back of his house and say that one of the things he is doing passionately is painting, in a way, to balance the conditions surrounding us in which we lose our "ordinary lives as he does on his each morning & night in Bodrum days, whether picking up his fresh fish from a neighboring bay with his innocent looking but mighty boat or simply pouring his glass of raki under his grapevined garden cardak with utmost breathtaking view of Aegean Sea and not surprisingly accompanied with balladic songs of Thesalloniki.. ." I am trying to elaborate on his note, "Where exactly is the mystery of a painting hidden? In the painting or in the painter?".. and I silently agree that some things cannot be communicated with lengthy explanations and are best left unspoken..

- You started a controversial debate regarding the painter's pricing of his works should be same whether purchased from his own workshop or from a privately owned gallery What are the biggest challenges you face each day as an artist in today's politically & economically challenged Turkey, specially on verge of documentary painting?
Since the military coup in 1980, we have been facing the nationalist and with the last form of government is a Islamic governments. These conditions forced me and the artists sharing my political view, to stay away from government supported organizations, official galleries run by Minister of Culture, various private organizations and TV art-shows favoring political view of these governments ..
Due to my reputation, they are not interested in my works neither! But, at the end, this conflict creates limitations on my professionalism, but at the same time it helps me focusing as an active alternative artist in a constantly producing art environment.

- How does your artistic expression help with those challenges?
- Unless there are dramatic conditions such as being in a war; I try not to exaggerate the atmosphere of my paintings. I try not to be overly dominated and carried away with such extremes except conditions like being in a war.. I try to sensitize my work atmosphere and not being influenced by any potential temporary conditions. Yes, I want my works to be democratic & alternative, yet remain intellect and prevail as cooler heads..
- Historically, paintings depict illusionary themes, such as landscapes, seascapes, cityscapes or figurative images. At one time paintings were being referred to as windows to the world. Your paintings invite the viewer to enter into female body and reach beyond their illusions. In a sense, they are more like a Looking Glass than windows. In your Gallery booklet, you mentioned that your mentors are the masters from the culture that you grew up in, not necessarily the acclaimed art masters of Europe. If you could meet any artist alive or dead, who would you choose?
- I'd say Jackson Pollock. He had quite intense connections with Mexican leading artists and then was influenced from Picasso, and other European painters post the famous drippings period. However, I believe there is a big drama for why he returned back to his further searches on design. It would be so wonderful to chat all about this with him and open a bottle of whiskey.

- What are your thoughts on contemporary art? Who will have an influence in 100 years time?
- Art history contents many periods. Some reached their peak levels for maybe twenty-thirty years but then gradually disappeared. I believe that the move we name 'Contemporary' will be one-day remembered as a deviance as well. Let me be clear on this comment by framing it within its political boundaries. Contemporary art is another form of hostile takeover in world of art through globalism and monopolization of international corporate governance in our modern days. This governance has been creating a GLOBAL art environment that can be easily manipulated and directed through the curators of Art-Gallery ownership's controlled and chosen by corporate holding incorporations which as a result lost its interaction & connection with intellectuals and sincere art loving public. I believe that eventually this manipulated and hostile situation will be replaced by a truly democratic-global art environment...
- Which one came first? Your initial art discipline was painting and later experimented in Sculpture. Your career has spanned many different mediums - painting, design, revolutionary poster publishing, sculpture - which do you prefer to work in mostly? And, how did you develop such a diverse creative background?
- Neither in Eastern Art, nor in pre-renaissance European Art; artists did not limit their works just with painting or sculpturing . Generally speaking, an intellect artist can not limit himself with any form of art. Any well-educated artist will interact with politics, science, physics as well as art itself and will keep creating. Isn't this the most natural and awesome result of being an artist? I believe that human being's curiosity and talents has no limits and therefore I also use different mediums of art, not only limited to one kind of technique or use of material.

- Excitingly, I've noticed a number of references to breathing in your paintings. The matter of breathing is something to be understood.I feel some of your paintings are like form of praying for female body! Another phrase of yours I've made a note of is "Mysteries of lives lived in our bodies." That part, "lived in our bodies" I find that very interesting. All that "sculpting the body," and so on, I'd say it reflects the obsession with surfaces you mentioned earlier and not really an interest in the body itself, strangely enough. Certainly not being present in the body, as you say. (or am I speculating?) And when I think about it as you're talking...what model do we have in our society that would lead us toward ourselves in the way you're speaking about..? I think these things are not easy to articulate. Which leads me to this question: What is it that painting can do that words can't?
- This is the hardest "QUESTION" I've been ever asked in my life! Due to its challenging content, I will not easily pass on it. (However, I have to work more on this question later on). Words can create strong images in our brains that never existed before. However, the paintings will enrich and add new meanings to these unclear images existing visually in our dreams, memories and fantasies. This is all I can say for now regarding this question that actually I could write a book on it. I am thankful to you for providing me such an interesting questionnaire..

Copyright of Buket Şahin. All rights reserved.
All photographs and text appearing on this site are the exclusive property of Buket Sahin and may not be reproduced, copied, downloaded, stored or manipulated in any way without written permission.
Buket's "F" Stop
NEW YORK / ISTANBUL
United States
buket